Archive for ‘Gunebakan’

Kasım 25, 2012

Babalar ve ananeler

Bugun sadece anneler gunu degil tabii ki. Babalar ve ananeler gunu de bizim icin.

Dunyanin en sefkatli, ilgili ve sevgi dolu babasi ve kocasi olmaya aday performansinla beni hem cok sasirttin hem de cok mutlu ettin bu sene. Bitmeyen sevgini ve yorulmayan destegini hissetmek cok guzeldi. Babalar gunun kutlu olsun. Iyi ki evlenmisim ve iyi ki cocuk yapmisiz seninle.

Ve ananemiz. Sen de gecen sene bugun ilk defa torun sahibi oldun, anane oldun. Hamilegimin basindan beri iyi – kotu zamanlarimizda, kendi sagligini bile hice sayarak, hep yanimizda oldun. Bize guc verdin. Oglumun en yakin arkadasi, hatta yeri geldi ikinci annesi oldun. Boyle bir gun kutlanmiyor ama eminim kutlamak icin sen de bugunu secerdin. Ananeler gunun kutlu olsun. Umarim, varligin hic eksik olmaz hayatimizdan.

Kasım 25, 2012

Anneler gunu

Bir sene once bugun hayatimda duydugum en guzel aglamayi duyup, en guzel seye dokundum ve o gunden beri:

– hicbir karsilik beklemeden birini sevmenin,

– gece-gunduz onun yaninda olmanin ve asla bikmamanin,

– her gun degisen, buyuyen kucucuk ama dunyanin en inanilmaz mucizesiyle birlikte yasamanin

ne demek oldugunu anladim.

Bir sene once bugun ben anne oldum.

Anneler gunum kutlu olsun!..

Mart 31, 2012

Son Dort Ay

Aslında bu yazının başlığı Son 1 ay (ya da en azından 2, 3)  olacaktı ama zaman öyle hızlı ve kontrol dışında akıyor ki, ben tek satır yazamadan dorduncu ayımız dolmuş bile. Gecen bu dort ay icinde en cok ilk ay zorlandım sanırım. Hastaneden eve gelisimizin ikinci  gunu sararmaya baslayan oglum tam 2,5 ay boyunca sari kaldi. Fizyolojik sariligin uzamali bir cesidiymis ve anne sutunden kaynaklaniyormus. Zavalli oglus daha ilk haftadan igneler ve idrar ornegi torbalariyla tanisti. Ben topuk kanindan korkarken, sarilik testleri icin hemsireler delik desik etti kuzunun ellerini. Damarlari henuz cok ince oldugundan her seferinde acili bir arama fasli oluyordu mutlaka. Aslinda bu kan alimlari bana bu konuda cok da dayaniksiz olmadigimi gosterdi. Babamiz ve anneannemiz korkudan bembeyaz kesilip o yuzunu cevirirken oglumuzu tutmak ve avutmak dogal olarak bana dusuyordu. Neyseki bilirubin seviyeleri riskli seviyelere yukselmeden ve hafif bir kilo kaybiyla ilk haftayi atlattik. Ama bilirubin vucuttan atilana kadar sari benizli bir bebek olduk.

Tabi oglumun basina gelenler sarilikla kalmadi. Cok hassas bir cildi oldugundan yenidoganlarda gorulebilecek cilt sorunlarinin cogunu biz de atlattik. Once yenidogan aknesi, sonra yuzde ergenlik sivilceleri, sonra basinda ve alninda konak ve en son olarak da atopik dermatitle (bebek egzemasi da deniyor) savasmak zorunda kaldik. Konak cesitli kremler ve zeytinyagi kurleriyle biraz da olsa azaldi ama dermatit hala devam ediyor. Hergun cilt bakimi yapiyoruz oglusun yuzune ve vucuduna. Mumkun oldugunca nemli tutmaya calisiyoruz vucudunu ve uyudugumuz odayi. Kasintilar, gece ozellikle, cok rahatsiz ediyor. Tirnaklarini ne kadar kisa tutmaya calissam da her sabah yeni bir tirmalama iziyle karsilasiyorum bu yuzden.

Emzirme dogumdan once en cok korktugum konuydu. Oyle hikayeler duydum ve okudum ki ‘ya benim de sutum gelmezse, gelir de yetmezse ya da goguslerim acidigi icin emzirmek istemezsem’ diye cok korktum. Ama neyse ki korktugum gibi olmadi. Sutum (burada tavsiyeleri icin Evren’e tesekkur etmeliyim) hemen geldi ve yetti. Doktorlar sarilik haftasi icin takviye mama vermemi tavsiye ettiler ama 2-3 kez verdikten sonra cok da gerekli olmadigini gorunce biraktim. Goguslerim baslarda yara oldu ve acidi dogal olarak ama oglumu emzirme istegim ve motivasyonum o acilari kolayca unutturdu. Simdilik sadece emziriyorum ve bir aksilik olmazsa oglum emmek istedigi surece de devam etmeyi dusunuyorum. Bir de su ‘bebeginizi artik uc saatte bir emzirin’ diyenlere de sinir oluyorum. Ben oglum ne zaman isterse vermeye calisiyorum.

Uyku konusuna hic girmek istemiyorum. Her kafadan farkli ses cikiyor. Insanin akli karisiyor. Bizimse aliskanliklarimiz surekli degisiyor. Bir duzene girer mi yoksa daha da mi karisir bilemiyorum ama her bebekle oldugu gibi bizim de sorunlarimiz var ve olacak eminim. Sanirim en iyisi bunu bastan kabullenmek. Zaten kabullenemiyeceksem cocuk sahibi olmanin anlami nedir ki?

Dort ay boyunca hemen her bebegin gecmek zorunda oldugu yollardan gecti, bize pek cok farkli duyguyu yasatti minik oglumuz. İlk aglama, ilk bakis,  ilk gulus ve ilk anlamli tepkisini gormek cok keyifliydi. Bu son ay farkindaligi da iyice artti. Cevresiyle daha cok ilgilenmeye basladi. Surekli gezmek istiyor evin icinde. Hatta gitmek ya da kalmak istedigi yer konusunda hafif aglamalarla ve elleriyle beni yonlendiriyor. Her gun gordugu seylere daha yeni gormus gibi merakla bakiyor, hepsini ellemek ve tabiki tatmak istiyor. Cigliklar ve kahkahalar son haddinde. Gunun belirli saatlerinde olur olmaz herseye birlikte guluyoruz. Bazen benim soyledigim ya da yaptigim cok alakasiz birseye kendiliginden gulmeye basliyor bazen de ben ne kadar ugrassam da guldurmek icin o hic istifini bozmadan ciddi bir yuz ifadesiyle ‘ne oldu bir sey mi var’ der gibi bana bakiyor. Kisaca bana ‘hic ugrasma, patron benim’ diyor. Esyalari (sacimi) tutup kendine cekmeye basladi. Artik o kucagimdayken su icmek cok zorlasti. Benim anne oldugumu anlamaya basladigi icin gozu surekli uzerimde. En cok da emzirirken birbirimize uzun uzun bakismalarimiza bayiliyorum.

Not: Az once yukarda yazdiklarimi okudum da  farkli zamanlarda yazdigim icin paragraflarin ayri tellerden caldiklarini fark ettim. Dilbilgisi ve anlam bozukluklari da var ama siz ne demek istedigimi anladiniz degil mi?